açıklama yapmaya gerek yok vatan için kamuflajı giydik Allah herkese nasip etsin….
Hayat aslında beklemekten ibaret, herşeyi yaparsın sonra sonucunu beklersin. Çalışırsın alacağın parayı beklersin, bir kızı seversin onunla sevgili olmak istersin ve bunun için herşeyi yaparsın ama sonunda yine beklemek zorundasın "acaba beni kabul edecek mi, teklifime evet diyecek mi?" , çıkma teklifini kabul eder sen onu oda seni tanır ve birbirinizi çok seversiniz sonunda kararınızı verir ve sevgilinize evlenme teklifinde bulunursunuz, peki bu evlenme teklifini yaptıktan sonra ne yaparsınız tabiki beklersiniz "benimle evlenecek mi, yoksa evlenmeyecek mi?"
Bu beklemeleri daha çok örnekleyebiliriz ve bloglara sığmaz (: İnsan öyle sever öyle sever ki bu beklemelere aldırış etmez olur (yada sırf çevredekiler üzülmesin diye öyle görünmeye çalışır) bende öyle bi durumdayım işte. Beklediğin an çaresiz kaldığın andır, kendini en zayıf hissettiğin andır bence; çünkü elinden gelen herşeyi yapmışsındır ve karşındaki kişinin dudaklarının arasından süzülecek tek bir kelimeyi beklersin hep kafanda olumsuz düşünceler dolaşır olumlu düşünmeye çalışmayı bile denemessin karamsarlığın başladığı an beklemeye başladığın andır. Ne yapalım yani pozitif mi düşünelim?
Pozitif düşünürken işlerin ters gittiğini hayal etsenize! Bir örnek vermek gerekirse hayatta en çok istediği şey sinemaya gitmek olan ve daha önce hiç sinemeya gitmemiş birine hafta sonu sinemaya gitmeyi teklif ediyorsunuz ve tabi hemen olumlu yanıtı o kişiden alıyorsunuz. sinemaya gidicem diye havalara uçan ve hafta sonunu iple çeken, tüm hazırlıklarını yapmış ve sizin kendisini sinemaya götürmeniz için kapıda gelmenizi bekleyen kişiye son dakikada telefon edip sinemayı unut sinema minema yok vazgeçtim götürmüyorum diyorsunuz, sizce o kişinin ruhsal durumu ne olur ne kadar kötü bir durum öyle değilmi işte buna "hevesi kursağında kalmak" denir. Bilinç altımızda hevesimizin kursağımızda kalmaması için hep olumsuz hep olmayacakmış gibi düşünmek yer etmiş, bence bu yüzden ister istemez olumsuz düşüncelere kapılıyoruz tek korku hevesimizin kursağımızda kalmasıdır belkide…
Eflatun’a sormuşlar:
Eflatun hemen başlamış cevap vermeye:
1 . Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne varki
çocukluklarını özlerler.
2. Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, sonra sağlıklarını geri
almak için para öderler.
3. Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne
de yarını yaşarlar.
4. Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.
Herkes bunları biliyor ama arada hatırlatmak gerekiyor yoksa unutup yoldan çıkmak istemeyiz öyle değil mi ?
Hayatın tadını çıkarmayı çok isteyen ama bugüne kadar pek başaramayan biri olarak şu sıralar çok iyiyim çünkü hayatın tadına varmaya başladım. Yaşadığım hayattan bazı beklentilerim vardı bu beklentileri gerçeğe dönüştürme konusunda yarım adım attım ve bu beni mutlu etmeye yetti :). Benim hayatım tam bir karamizah; insanların ömrü boyunca yaşayacağı hayat dalgalanmalarını kısa süre içerisinde toptan yaşadım. Bir topan ekmek bulamadığım zaman oldu ama büyük bir çıkış yaparak pizza hot’tan çıkıp mc donalds’a girdiğimde oldu:) nerden nereye denir ya ben hayata bir giriş yaptım bi düştüm bir çıktım en son şimdi düştüm tekrar patinajla kalkışa geçmem lazım:) Hayat insana çok şey öğretiyor bu kesin ama birazcık acısını az koysa hiç problem kalmayacak. Bir tane değil ki benim beklentim bir sürü beklentilerim var hayattan birine ulaşacak gibiyim ama nasip bu işler denir ya sabırla bekliyorum bakalım n’olcak.
Ayrı kalmak kadar zor birşey yok şu dünyada… Fazla dinlemediğim arebesk şarkılar artık benim favori şarkılarım oldu. Tam ümitlenirken birde bakıyorsun ki o ümit bi terslik oluyor ve azalıyor. Gözlerim acısada uykusuzluk artık benim kaçınılmazlarım arasında yerini aldı. O kadar çok şey geliyor ki aklıma ne yazacağımı şaşırıyorum okadar karışık duygularım var ki. Sevmenin ne olduğu konusunda en ufak bir tecrübesi dahi olmayanlardan duyduğum sevgi tanımlamaları bile artık beni öfkelendirmeye yetiyor. Hayatın kısa olup olmadığını herhangi birine sorsanız size vereceği cevap "Evet hayat çok kısa" olur fakat hayatın kısa olduğunu bilipte onu mahvetmenin bi manası yok. Allah’ın insanoğluna verdiği en büyük duygulardan biri olan sevginin ne kadarda basite alındığını birebir yaşayanlardanım. Dikkat ederseniz aşktan bahsetmiyorum bana göre sevgi aşkın uzun soluklusudur hiç bitmez. Sevdiğin kişiyede sahip çıkmakta önemli tabi eğer ona sahip çıkmıyorsan onu en ufak güçlüklerde ve yıldırmalarda bırakacaksan gerçekten sevmiyorsun demektir. Ben bunu yapmadım savaştım ve aynen devam ediyorum. Biraz inatçı olduğumu söyleyenler çok ama buna değer niçin inatçı olduğum önemli olan, ne için inat etttiğim ne için savaştığım be bazı şeyleri ne için bırakıp terkettiğim. Ömrü boyunca para kazanma hırsıyla çalışıpta çevremdekileri mutsuz etmek bana ters. Size bir hikaye anlatayım konu pekişsin:
"Bir apartmanda altlı üstülü iki çift kalıyormuş. ALt kattakiler fakir üst kattakiler zenginmiş. Gece olunca üst kattaki evin beyi alt kattan gelen seslerden rahatsız oluyormuş ve şaşırıyormuş (gelen seslerin ne olduğunu tabiki tahmin etmişsinizdir) neden bu kadar rahatlar sabaha kadar beraber oluyorlar diyormuş ama kendisi belki ayda bir iki sefer eşiyle birlikte oluyormuş. Bir gün üst kattaki zengin dayanamayıp alt kattaki fakir komşusuna gitmiş ve "ne bu keyif komşu demiş geceleri sizin sesinizden uyuyamıyoruz demiş hiç derdin yokmu?" diye sormuş. Fakir adamda bende dert çok asıl senin evden gelen seslerin hiç bitmemesi lazım, sen benden rahatsın çünkü zenginsin demiş. Zengin olan adam tamam demiş ben sana yarın bir kamyon limon vereyim senin olsun satar parasını cebine koyarsın demiş; adam tamam demiş komşu sağolasın. Ertesi gün bir kamyon limonu satmak için uğraşmış fakir adam ve satmışta, üstüne üstlük üç kamyon daha limon almış 2 kamyonun parasını ödemiş diğerini borçla almış. Neyse lafı uzatmayalım adam aldığı limonları satmakta zorlanmaya başlamış ve limonları nasıl satarım diye düşünmekten eşiyle ilgilenememeye başlamış ve fakirin evinden ses kesilmiş."
İşte para böyle birşey parayı araç olarak görmeyipte amaç olarak görmek insanların karakterlerinin ve yaşam rahatlığının bozulmasına neden oluyor. Ben kimseye akıl verecek değilim ama paradan daha değerli ne kadar çok şey olduğunu bilmeniz gerekli, para için ömür boyu koşturduktan sonra yaşamla ölüm arasındaki o çizgiye yaklaştığınızı düşünmeye başladığınızda geriye dönüp bakınca ne kadar mutsuz bir hayat yaşadığınızı göreceksiniz ve yaşadığınız hayata lanet edeceksiniz. Her zaman azla yetinmeyi bilen birisi oldum ve parayı yaşamım için önemli olan, ilk başta sevdiğim kişi ve karakterim olmak üzere hiç bir şeyin önüne koymadım koymamda…. Ömür boyu mutlu yaşayacağımı düşündüğüm kişi için değil parayı dünyayı bile takmam… Bu yazıyı bir anlamda duygularımı ve karakterimi çözemeyen kişilere yazdım. Ben böyle biriyim öldürseler karakterimi ve düşüncelerim deyişmez, kim bunu tersine çevirmek isterse istesin ben deyişmem ben böyleyim….
Hayatta eleştirilecek okadar çok olay varki, artık bunları dile getirmenin zamanı geldi diye düşündük "size düşünün diyen varmı?" şeklinde sorular gelebilir :) ne yapalım bizde bunu iş edindik. Bu kadar garipliklerin içinde yorum yapmazsak olmaz, ülkemizdeki insanların hepsinin Etiler ve Nişantaşı'nda yaşadığını düşünerek yapılan haberleri biraz "anadolu ağzıyla" eleştirmenin fena olmayacağına inandık okadar :)